|
Levent Öztürk Internet sitesine hoşgeldiniz. Bu sitede benim ve dostlarımın gönderdikleri yazıları okuyabilir, etkinliklere katılabilir, kendi fikirlerinizi yazabilir veya benimle iletişim kurabilirsiniz.
Burada geçireceğiniz zamanın heycanlı, neşeli, eğitici ve faydalı olmasını diliyorum.
Saygılar,
Levent Öztürk
- Eğer aradığınız Levent Öztürk ben değilsem, şu sayfada Levent Öztürk isimli diğer arkadaşların bağlantı adreslerine ve bilgilerine ulaşabilirsiniz.
- Facebook, Tweeter gibi sosyal sitelerde hesabım yoktur. Bu site Facebook, Tweeterdan önce vardı, sonra da olacaktır. |
|
|
Kullandiginiz butun gerkesiz yabanci kelimelere yildiz koyiyim. |
|
|
|
|
Yönetici tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 21 Temmuz 2010 03:12 |
|
Dusunuyorum da su assagidaki sivri akilliya bir aciklama getiremiyorum. Once landlord demis bi de guzel bir star(*) koymus. sonra iki satir altta starlamis keilmeyi.
(*) Yildiz.
Yapildigi odundan daha az faydali olan gazetenin, bir parcasini siyaha boyayan kadinin kelime coplugunden:
Hadi bu prosedür Akmerkez'de yaşandı diyelim. 'Sahibinin rengi' deyip geçilebilir. Ama Cevahir'in kurucusu İbrahim Bey'in muhafazakar kimliği malumunuz. Üstelik merkez kurulurken başörtülü yeğen Ayşe Cevahir adım adım projede yer almıştı. Demek ki 'başörtü kriteri' landlord(*) şımarıklığını aşan bir durum.
*** Tam bir 'glass ceiling' yaşanıyor bu konuda. Yani camdan duvarlar var başörtülü kızlar ve kadınlar için. Görünmedikleri sürece sorun yok ama vitrinde yer alamıyorlar. Üstleri örtülüyor bir nevi. Büyük olasılıkla tezgahta başörtülü bir kişinin malı sattırmayacağı düşünülüyor.
*** Yıllardır 'İslamcılar ülkeyi ele geçiriyor' repliğinin tekrarlandığı yer olduğunu hatırlatırım Türkiye'nin. Bunlar nasıl İslamcılar ise, hala başörtüsü ABD'deki 'siyah' ayrımcılığını aşamadı, aşamıyor. Üstelik bir çok Batı ülkesinde büyük bir hukuksal süreç başlatacak uygulamalar sükunet içinde uygulanmaya devam ediliyor.
*** Üniversitelerdeki yasak kabul edilemez ama tek değil... Onun yanında bu 'görünmez' yasakları da konuşalım! (*) mal sahibi |
|
Yönetici tarafından yazıldı.
|
|
Pazar, 30 Mayıs 2010 02:21 |
|
Ben de kopeklerime bu yazinin haber olarak basilmasinakarar veren kisinin ismini verecegim. Turk ile nekadar assagilayici kelime varsa kullanma hastaligi (hastalik degilse daha kotu) nobeti gelmis. Bu bir beyin yikama cesididir ve gazetelerde hergun bir cok ornegi gorulebilir. Insanlarin hakkinda kotu dusunmesini istediginiz seyi kotu selerler bir sekilde ilistiriseniz insanlarin kafasinda o sey ile kotulukler arasinda cok daha koaly ve saglam baglanti kurarsiniz. Bu dogrudan kotulemekten cok daha etkili bir metoddur. Neden Turk deyince belliselyer akliniza geliyor saniyorsunuz. Biraz eski gazate karisitrin... |
|
|
Oraya geliriz, eline veririz sozluk |
|
|
|
|
Yönetici tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 19 Haziran 2010 17:13 |
|
42th Street! Hemen 'Yine bir hanut yazısı mı' diye üzerine atladım Kelebek yazarının New York'tan izlenimler yazacağını görünce... Yazarımız, hazır Amerika'ya gitmişken bir de Hürriyet'in New York bürosuna uğramış... '42th Street'te' diyor büronun adresini verirken... 42nd Street olmuş size 42th Street! Demek ki yazar Amerika'ya gidince İngilizce'nin temel kurallarını da baştan aşağı değiştirmeye karar vermiş... Hayır, mesele o değil de... Madem bilmiyorsun... Neden kolayca 42. Cadde deyip işin içinden çıkmıyorsun?
Bu Top gazeteci ingilizce de en ufak yanlisi kacirmayip duzeltiyor ama, hergun kendi gazetesinde cikan o kadar Turkce yanlisi gormuyor . Neden acaba? Turkce bilmiyor mu , yoksa ingilizce kadar onemsemiyor mu, ya da yazdigi gazeteyi okumaya deger mi bulmuyor?]
|
|
Levent Öztürk tarafından yazıldı.
|
|
Pazar, 23 Mayıs 2010 13:46 |
|
Efendi gene öldürmüş. Çok meraklılar Türkleri her fırsatta öldürmeye. Beyaz, siyah fark etmiyor. Türkler olsun de ne olursa olsun. Acaba bugün kalemle Türkleri öldürmeye bu kadar hevesli olanlar yarın ellerine silah geçerse ne yapar ya da tarihte ne yaptılar? Ama kusura bakmayın bütün deliklerinizi yırtsanız da , delik de ekleseniz Türkler ölmedi ölmeyecek.
Zaten 'ahlak'ları sorunluydu.
İnanç ile zorlamalı bir ilişkileri vardı.
Yaşadıkları topluma tamamen yabancılaşmışlardı. Rahatsız oldular, paniklediler ve fena halde dağılmaya başladılar.
memleketin tek sahipleriymiş gibi davranan
Televizyonda tuvalet temizliğiyle ilgili bir reklam görüyorum. İstediğiniz yere tuvalet kurabiliyorsunuz. Bu aletler bütün çıkanı kendi içinde tutuyor öğütüyor sonra istediğiniz yere boşaltıyor. Ben de bu adamı bundan daha güzel anlatan bir reklam düşünemiyorum.
Reklamdaki alet hiç olmazsa bir fayda sağlarken, bu adam temizlik bir yana kağitların üstünü mürekkeple kirletiyor.
Bu adamın Türklerden neden bu kadar nefret ettiğini anlamaya çalışıyorum. Maalesef...
Görüntüler insanı gayet tabii ki yanıltabilir. (Yere bakar yürek yakar türünde folklorik absürd ... Ulus birikimimize da saldırmayı ihmal etmemiş efendi.
MUHASEBE İÇİN ÇEKİLİYORUM Bir süredir çok konuştum, çok yazdım. Haftalardır her gece bazen de gecede üst üste iki kanalda olmak üzere konuşuyorum, tartışıyorum. ...
Bu adam gerçekten birşeyler yaptığını sanıyor. Aman neyse şimdi yazamıyorum çocuğumla ilgileniyim hafta sonu.. Tiin Tiin tini mini haanim... |
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 29 Mayıs 2010 16:43 |
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 / 3 |